Category: Uğur Çağlı

Uğur Çağlı’dan yazılar…

BEN ARTIK ÖĞRENCİLERİMİ ESKİSİ KADAR SEVMİYORUM

Ne yani Baler mi hepsinden değerlisi? Hiç de bile! Boşuna heveslenme Baler’ciğim :).

 

Ama evet! Baler gibiler benim yaşamımı anlamlandırıyordu. Yıllar yılı kişisel yaşamımı arka plana iterek çalışmamı anlamlandırıyordu. Umutlandırıyordu beni memleketimin geleceği konusunda.

 

Hani Nihat Doğan kadar olmasa da ben de memleketimi seviyor ve onun daha yaşanası bir yer olması için katkıda bulunmak istiyordum. Ne de olsa O bana çok ama çok katkıda bulunmuştu. Beni hiç yoktan yaratmıştı. Ne tanıdık, ne torpil, ne iltimas, ne kayırma… Sadece var olan ve herkesin yararlanabileceği, ama pek de tanıtımı (promosyon falan gibi cilalı terimler mi kullansam acaba mesleğim icabı) yapılmamış olan ammeye açık memleket imkanlarından yararlanarak bugünümü inşa edebilmiştim. Mutlaka ama mutlaka geri ödemeliydim.

 

Kendi çapımda bir şeyler yaptım, yapmaya çalıştım. Öğrencilerimi çok ama çok sevdim. Onlarla yakınlaştım, onlarla bütünleştim. Onların duyumsadıklarını ben de duyumsamaya çalıştım. Araya yaş ve kuşak farkı girince inanın bu koşutluğu sağlamak gitgide zorlaşıyor. Ama çalıştım. Bir ölçüde de başardım sanıyorum. Onları sınıfları dolduran kimliksiz ders ve sınav katılımcıları olarak değil, derli toplu, aklı başında, ne yaptığını bilen, en azından bu doğrultuda çaba sarfeden gerçek kişiler, var olmaya çalışan değerli insanlar olarak görmeye çalıştım. Anne babalarını değil kendilerini muhatap aldım. Sadece kitap kurdu olmalarını değil insan olmalarını önemsedim. Hani, ne bileyim bas falan çalmalarını önemsedim.  Hayatı yaşamalarını, yaratmalarını, yaşamaktan ve hatta okullu olmaktan, öğrenci olmaktan bile keyif almalarını öğütledim, bunun gerçekleşmesi için çabaladım.

 

Amaaaan, daha fazla rol yapamayacağım. Evet, itiraf ediyorum: Baler işte bu türün örnek bir modeli! Tamam tek değil, onun gibi başkaları da var; hemen şımarmasın. Ama o da bunlardan biri. Okudu, öğrendi, uslu olduğu zamanlar da oldu ussuz olduğu zamanlar da. Tam da olması gerektiği gibi. Ve bu halleriyle çevresine de keyif verdi. Benim de içinde bulunduğum çevresine. Ne mutlu bana ki o çevrede yer alma imkanım olmuştu. Minnettarım Baler’ciğim. Aklına sağlık.

 

Olmuyor yahu, artık olmuyor. Düşünüyorum da, ben eskisinden daha yaşlıyım, daha olgunum, daha ılımlıyım, falan filan. Yani artık “olmamasının” nedeni ben olamam. Öbürlerinde, yani şimdikilerde bir yamuk olmalı. Aralarından hiç mi adam gibi adam çıkmıyor, çıkıyor (geçen dönemki sınıfımda gitarcı bir kızımız vardı) ama eskisi kadar çok değil. Ne yapmalı ki? Korkarım ki yapacak bir şey yok. Böyle işte. Dünya değişti (değişmez olaydı), Türkiye değişti (değişmez olaydı), ODTÜ değişti (hiç değilse bari bu değişmez olaydı!) Şimdiki hamur başka hamur. Artık ne Baler gelir ne de onun gibi başkaları. Zaman yaradılışçıların falan zamanı. Ya da Özalcıların, “ille de ve sadece ben”cilerin zamanı.

 

Sevgili öğrencim, canım arkadaşım, DURMAK YOK YOLA DEVAM.

 

Uğur Çağlı