Month: April 2011

Aslıastarı: Küstüm, oynamıyorum!

13 yıl önce futbol nedir Galatasaray’la öğrenmiş, futbola da Galatasaray’a da aynı anda sevdalanmıştım. Çaylak şoförlükten profesyonelliğe geçişimin mimarı da Galatasaray olmuştu. Kolumun altına Cine5 decoder’i alıp maç seyretmeye gittiğim evden dönüşün nasıl olacağını tahmin edememiştimJ  UEFA finaline çıktığımızda sokağa dökülen Ankaralıların arasında Hoşdere yokuşunun en altından en üstüne tam 1 saat 15 dakikada durup kalkarak çıkmak suretiyle şoförlük doktoramı edindim.  Bugün iyi şoförsem bunda bile takımımın payı vardır bu yüzden. Bir sarı bir kırmızıydı beni kendine aşık eden, bir Hagi idi, bir kolu kırık oynayan Bülent, bir kalenin önünde kaleciden önce devleşen Popescu. Gözyaşları içinde seyredilen bir UEFA finalinden sonra hepimizde çok anısı olan Bozburun’umun sahiline kadar çekilen metrelerce kablonun ucuna takılı el boyunda bir siyah beyaz TV ekranındaki süper kupa finaline kilitlenen 10 kişi idi Galatasaray sevdası. Sonrasında sesini Yunan adalarına kadar duyurmaktı. Bu gururu yaşayan ve bugüne kadar rakipsiz sürdüren taraftar olmaktı.

 

Ama bununla oyalanmanın da bir miadı vardı elbette.  O efsane kadroyu yavaş yavaş harcayan Galatasaray her geçen sene bir parça daha silikleşti Türk futbol sahnesinde. Kırpık yıldızlar düşman oldular takıma, takımı için kalp krizi geçiren yöneticiler küstürüldü birer birer. Şirket yönetimi eğitimleri için vaka analizi olabilecek bir yönetim faciası çıktı ortaya. Sürekli birbirini suçlayan yöneticiler, her biri birbirinden başarısız transferler, günü kurtarmak için atılan sahte adımlar, sokağa atılan paralar, sahada 90 dakika bitsin diye top çeviren ruhsuz oyuncular…

 

Bütün bunların zirve yaptığı yıl hangi yıl mıydı? Aslı’nın futbol yazmaya karar verdiği, bir blog açtığı, iki ay sonra TV programlarına konuk olmaya başladığı, Lig TV’de gerine gerine pozisyon yorumladığı, sosyal medya hesaplarına futbol topuyla çekilmiş havalı fotoğraflarını koyduğu, kendi oluşumları adıyla canlı olarak yayınlanan bir programa sahip olduğu yıldı. Bu yıl! Ne yaptı Aslı? Bütün yıl boynu bükük oturdu Fenerbahçe’lilerin, Trabzonspor’luların, Bursaspor’luların, Beşiktaş’lıların, hatta Gaziantep, Eskişehir, Kayserispor’luların arasında! Reva mıydı bu futbolda kaleminin sevilmeye, kabul görmeye başladığının mutluluğunu yaşayan bir taraftara?

 

Ne oldu Galatasaray? Beter oldu. Benim yaşadığım yıllar boyunca ilk defa ibra edilmeyen bir yönetim oldu. Halen seçimin yapılıp yapılmayacağı tartışmalarıyla zaten iki paralık olan itibarı daha da yerle yeksan olmakta. Bana gelince, bundan iki hafta önce düşme hattına 9 puan ve 6 maç kalmışken parmaklarımla hesap yapıp Galatasaray’ın başarısından emin olduğumdan değil, Buca’nın o zorlu fikstürden 9 puan çıkarmasının imkansız olduğunu görerek rahatlayınca hepten boyut atlamıştım zaten.  Futbol benim için özellikle ayarlanmışçasına bir aya sığan dört adet Barcelona-Real Madrid maçından ve evdeki Fenerli’nin coşkusuna imrenmekten ibaret bu sıralar. İzlemiyorum Galatasaray maçı, üzgünüm. Hep derdim taraftar kötü gününde de sahip çıkmalı takımına diye, kızardım iyi gün taraftarı olmaya ama benim gücüm ve inancım kalmadı. Yapabildiğim tek şey sandığa kaldırdığım ve ara sıra çıkarıp sevdiğim formalarımla bir gün tekrar eski güzel günlere dönmek için dua etmek. Aslıastarı’na da yazamıyorum, üzgünüm, kalemim kırık. Ben artık “UEFA’yı biz aldık naaber” yapamıyorum. Artık yetmiyor. Artık gönül yemiyor…

 

Aslıastarı şimdilik uykuda, ara sıra Baler ve Biz’de görüşmek dileğiyle…

 

Aslı Eskibatman

http://www.asliastari.net