Month: November 2011

Look at him!

Eh be adam… “Dağ dağa kavuşmaz, mi miye kavuşur” şeklindeki uyduruk Baler özdeyişini kanıtlarcasına çaldın. En alttaki teli en üste kadar ittirip durdun, tel – perde matrisinde basmadık yer bırakmadın, yeri geldi sürat yaptın, bir ara surat yaptın, ama her yaptığını yine çok güzel cümlelerle, çok güzel enerjiyle yaptın. Biz fanileri iki “i” ile, “Siiitiiiiivv” diye bağırtıp durdun :). Ellerine sağlık, ne denir?

Yazdan beri konser yazmıyormuşum, çünkü gitmemişim, onu farkettim. Fakat, Ekim ayının başlarında en sevdiğim üç gitarcıyı yazmış ve bu konseri iple çektiğimi belirtmiştim. Okumamış olanlar için: http://www.baler.biz/?p=746

Ne mutlu bana ki haksız çıkmadım. Bu adam müziğe aşık bir adam. Tokyo konseri öncesinde tur otobüsünden inerken elinde gitar, kuliste elinde gitar… çalıyor, söylüyor sürekli. Yahu az sonra zaten en az iki saat çalacaksın, bu ne sevgidir, ne aşktır böyle? Biz olsak sesimizi yormayalım diye iki laf konuşmayız konser öncesinde, bu abi bülbül gibi şakıyor :). Müziği ve enstrümanını bu kadar sevdiği için de sonuç böyle oluyor. Gitar denilen aleti yedi, bitirdi, arta kalanları kenara koydu dün akşam, müthişti gerçekten. İstanbul’un ne kadar gitarcısı varsa da konserdeydi sanıyorum :) Şüphesiz birçoğunun idolüdür Steve Lukather, yakışır da.

Konser için en kısa özet olarak söylenecek iki şey var aslında. Gitarcılık muhteşem, solistlik, eh… biraz özensiz. I Will Remember gibi, Don’t Chain My Heart gibi hitleri söyleyen kişi olarak harika bir solist (ve elbette harika besteci) olduğunu da biliyoruz Steve Lukather’ın. En baştaki birkaç parçadan sonra işi tamamen gitarcılığa vurdu, solistliğine çok da özenmedi diye düşünüyorum. Toto’nun klasiklerinden biraz daha fazla çalar diye bir beklentimiz de vardı ister istemez. O da olmadı. Setlist (emin değilim ama) yaklaşık şu şekildeydi:

Darkness In My World

Always Be There for Me

Extinction Blues

Stab in the Back

Brodie’s

Up from the Skies (The Jimi Hendrix Experience cover)

Song for Jeff

Tumescent

While My Guitar Gently Weeps (The Beatles cover)

Tears Of My Own Shame / Little Wing

Can’t Look Back

Flash In The Pan

Şüphesiz All’s Well That Ends Well turnesinde kendi albüm parçalarından çalacaktı en çok, buna kimsenin itirazı olamaz, lakin hepimiz seni Toto ile tanıdık, sevdik. Eh, Toto olarak 25. yıl konserini de İstanbul’da değil Amsterdam’da yapmışsınız. 25. yılın özel konserini geçtim, sıradan bir konser için de gelmemişsiniz bunca sene Türkiye’ye, insan biraz daha sevindirir şu garipleri değil mi? Yok, maalesef yapmadı öyle bir şey. Kendisi de en başta söyledi zaten. “Buraya gelmek için epey geciktim değil mi?” dedi. Neyse, kısa ömrümüzde canlı olarak gördük onu, buna da şükür.

 

Bir ara surat yaptı cidden. Konserde kayıt yapılmasını kesinlikle istemiyor. Yukarıda, balkonda sabit kamera ile kayıt yapan birileriyle itişti. İlk ara verdiğinde, yani kendine küçük mola yarattığında oraya gidip kamerayı tartakladı. Aşağı indiğinde kameranın tekrar eski yerine getirilmiş olduğunu görünce sinirlenerek “really?” dedi; yani “bu kadar söylüyorum, hala o kayıdı yapacak mısınız gerçekten?” gibisinden… neyse sonra kaldırdılar o kamerayı da, biz de asabi Steve’den kurtulduk. Zaten rodisi (teknisyeni) bize arka taraftan işaret yapıp duruyordu, fotoğraf çekin ama kayıt yapmayın diye. Belli ki prensip olarak bunu istemiyor, saygı göstermek lazım.

Kadro, alet – edavat durumları

Davulda Eric Valentine vardı. Üç tom + floor tomlu, yanda çilingir sofrası gibi duran yedek trampetli, china’lı, 4 crash, 2 ride’lı zengin bir setup ile çıkmıştı. Hepsini de güzel güzel kullandı.

Basta son derece estetik şekilde, yaylanarak çalan güzel Renee Jones vardı. Hem çok güzel çaldı, hem iyi de vokal yaptı. Serçe parmak kullanışından “bu hatunda kesin çello veya kontrbas altyapısı var” demiştim izlerken, keman çıktı! Meğer ilk yıllarda keman ile başlamış müziğe, epey de çalmış. Music Man Sabre bas (StingRay çift pikaplı olunca Sabre oluyormuş, yeni öğrendim) ve Ampeg amfi ve kabin kullanıyordu. Ödüllü soru: Renee Jones kimin karısıymış?

 

Cevap: Steve Weingart’ın. Klavyede Steve Weingart vardı. Elma şekeri gibi kırmızı Nord’ları dizmişti. Şu modelleri kullanıyormuş konserlerde, bunlardan ikisi vardı önünde muhtemelen: Nord Lead 2, 3, Nord Wave, Nord Stage EX, Nord Stage 2.

Weingart’ın mormonvari sakalı hepimizi endişeye gark etti fakat. Az daha uzayınca jöle sürüp, sertleştirip kafasını sakalın üzerinde yere dayayabilir sanırım! Baston gibi uzatmış, göbeğine yaklaşmış meret. Steve, belli ki Steve’in sağ kolu (anladınız siz cümleyi). Bütün boşlukları o doldurdu, orkestra yönetimini yaptı güzel güzel. Oldukça yaratıcı synth sesleri de kullandı, klasik tonlar da.

 

Ve gitarların efendisi… Lukather, signature gitarının tam 4 rengini kullandı görebildiğim kadarıyla. Altın sarısı, kahve, gri ve siyah (ya da füme?). Ernie Ball Music Man Luke. Bu arada eski toprak bir müzisyen olarak Music Man’i Fender’in alt markası sanmama ne demeli? Meğer köprünün altından çok sular akmış, başlangıçta Fender’in olan Music Man çok uzun süre önce Ernie Ball Company tarafından alınmış. Önceki yazılarda bu eşleşmeyi kullandım sanıyorum, özürlerimi kabul edin lütfen.

 

Steve, Bogner amfi ve kabin kullandı, hem de çifter! :) Buna ilave olarak yerde uzay üssü gibi bir teşkilat da vardı pedallarından oluşan. Gitarcılar bu sound meselesine hep çok hassastır zaten, haklıdırlar da… ama şunu iki pedalla bitiren bir kombinasyon neden kullanmazlar bilmem ki? Mutlaka vardır. Neyse, Steve de pedal olayının hakkını verdi şekilde gördüğünüz üzere. Gitarcılara kıyak olsun diye bu resmi büyük koyuyorum, renklerden ve detaylardan neler kullandığını çözersiniz artık… :)

 

 

Rock, klasikle buluşuyor 2012

 

Steve Lukather 2012’nin Ocak ayında bu turneye başlayacakmış, Rock meets Classics 2012. Kimlerle biliyor musunuz? Bilmek istemezsiniz… kadroya bakın: Mat Sinner Band, Bohemian Symphony Orchestra Prague, Steve Lukather, Ian Gillan (Deep Purple), Chris Thompson (Manfred Mann’s Earthband), Robin Beck, Jimi Jamison (Survivor).

Çok fena değil mi? Sonrasında da, Mart’tan itibaren Yeni Zelanda ve Avustralya’da birlikte çalacağı iki kişi kimmiş? Akıllara zarar :) Belli ki basta SMV projesi ile hayata geçirilen şeyi bu sefer gitarcılar yapıyor. Lukather, Satriani ve Vai ile sahneye çıkacakmış. Gitarcılar gitmesin o seriye, adama enstrüman bıraktırır bunlar! Ben SMV’den sonra bastan soğudum resmen, elime alasım gelmedi epeyce bir süre :(

 

İstanbul’dan Steve Lukather geçti. Oradaki şanslı azınlıktan biriydim, mutluyum. Müzisyen olmayan dinleyici yok gibiydi. Adamı bilenler gelmiş. Bu yüzden sürekli verdik coşkuyu ona :)

While My Guitar’ı George Harrison için çaldı, nefis çaldı. Bizler de harika eşlik ettik. Hatta sadece bize söyletti, yine kaytardı solistlikten… lakin gitarı çok fena çaldı, çok! En sonda, teknisyeninin bizlere attığı penalardan birini de kapma şansına sahip oldum. O da signature! :) Kriminal dizi kültürüm olduğu için size minicik penasını ölçek ile sunuyorum, buyurun… ve kalın sağlıcakla.

 

Baler.