Month: December 2015

Misyon ve Vizyon

Üst düzey yöneticiler ve doğrudan bu kavramlar ile ilgili olarak çalışanlar misyon ve vizyon tanımlarını karıştırmaz, bunlar hayatlarının bir parçasıdır. Ancak işi bunlarla ilgili olmayanlar için misyon ve vizyon kafiyeli ve birbirinin yerine kullanılabilen iki estetik kelime olabilmektedir. Gerçekte birbirini tamamlayan, kurum için son derece önemli iki kavramdır misyon ve vizyon. Tanımlarını ve farklarını kısaca inceleyelim.

Misyon, Türkçe’ye “Görevimiz Tehlike” olarak çevrilen eski bir dizi ve sonrasında çekilen film serisi yüzünden belki de hepimize daha aşina bir kelime. En basit tanımıyla “görev” anlamına geliyor. Bir kurumun, bir örgütün görevi. Kurum ne yapmak üzere kurulmuştur ve sonuçta nereye varmaya çalışır? Misyon bunların cevabıdır.

Misyonun ilginç özelliği gerçekleştirilemez oluşudur (gerçekten de mission impossible!). Evet doğru okudunuz, gerçekleştirilemez. Gerçekleştirildiği anda o kurumu kapatmanız gerekir misyonunu tamamladığı için. Ancak kapandığında o kuruma tekrar ihtiyaç olmamalıdır, eğer oluyorsa misyonu devam etmektedir, tamamlanmamıştır aslında.

Misyon, tarz ve düşünce yapısı ile ilgilidir, yani kurumun kültürü ile ilgilidir. Biz nasıl bir firmayız, nasıl hareket ederiz, değerlerimiz nelerdir, önceliklerimiz hangileridir gibi birçok soru ile anlayabiliriz kurumun kültürünü. Bazı örnekler üzerinden gitmek konuyu netleştirecektir. Mesela WalMart, Amerikan perakende devi, misyonunu “sıradan insanlara zengin insanlarla aynı şeyleri alabilme şansı vermek” olarak tanımlamıştır. Ne kadar güzel değil mi? Kültürünü de, firmanın ne yapmaya çalıştığını da, varoluş sebebini de anlayabiliyoruz tek cümleden. 3M ise misyonunu “çözülmemiş sorunları yaratıcı biçimde çözmek” olarak ifade etmiştir. Bu da çok güzel bir örnek. 3M’e ne zaman ihtiyaç kalmaz? Yani 3M’in tabir yerindeyse “dükkanı” ne zaman kapatması gerekir, misyonunu ne zaman tamamlamış olur? Dünya üzerinde çözülmemiş sorun kalmadığı zaman! Demek ki iyi yönetildiği takdirde hep var olacak 3M. Son olarak bir yerli örneğe bakalım, ASELSAN. Misyon cümlesinin tamamı daha uzun ancak içindeki bir bölüm şöyle der: “TSK’nın yabancı elektronik cihazlara bağımlılığını bitirmek...”. Gayet net değil mi? TSK’nın elektronik cihazlara ihtiyacı devam ediyorsa ve bunları dışarıdan alıyorsa ASELSAN’a hep ihtiyaç olacak demektir.

İşin bir de dile getirilmeyen boyutu mevcuttur. ODTÜ İşletme’nin rahmetli, efsane hocası Muhan Soysal’ın bir derste, son derece açıkça belirttiği gibi her şirketin yazılı olmayan misyonu daha çok para kazanmaktır. Daha çok paranın bir sonu var mıdır? Hayır. Demek ki firmalar ticari faaliyetlerine ebediyen devam etmelidir aslında, dünya devi olanlar bile...

Vizyona gelelim. Tek kelime ile ifade etmek gerekirse “görüş” ama daha iyi bir tanım olarak “geniş görüş” veya “görme kuvveti” denebilir. Elbette yine bir kurumun geniş görüşünden, içinde bulunduğu sektöre, ortama, yasal ve sosyal çevreye nasıl baktığından bahsediyoruz. Vizyon 5-10 yıl gibi orta vadeler için belirlenir, ilham verici bir yön bildirir ve belirlenen sürelerde mutlaka revize edilir. Dünya ve iş piyasası hızla değişirken bir şirketin buna adapte olmak için bir çabası mutlaka olmalıdır zaten. Belirlenmiş olan yön ve öncelikler çevrenin değişim hızına göre göre atıl kalacaktır, geçerliliğini yitirip işlevsiz hale gelecektir. Kurumların vizyonları onlara önlerindeki periyotlarda hangi yöne gideceklerini ve hangi konulara yatırım yapacaklarını belirler.

Vizyon, politika ve prosedürler ile, yani kurumun yapısı ile ilgilidir. Mutlaka yukarıdan aşağıya paylaşılması gerekir. Vizyon bütün kurum çalışanları için kılavuzdur. Kurumun ne yapmaya çalıştığını bilen elemanlar ona daha fazla katkı sağlayabilir. Bu yüzden değişik yerlerde “vizyonumuz” başlıklı duyuruları duvarlarda, ilan panolarında, internet sitelerinde, yayınlarda görürsünüz. Çalışanların her zaman şirket vizyonunu bilmesi ve ona göre davranması beklenir.

Örneklerle gidelim, konu netleşsin. Yine WalMart ile başlayalım. 1990’daki WalMart vizyonu şu şekilde ifade edilmiş: “2000 yılında 125 milyon dolarlık bir şirket olmak”. 10 yıl sonrası için nokta atışı bir tahmin! Vizyonlarının onları 90’larda nasıl yönlendirdiğini bir düşünün. Yeni mağaza açma – açmama kararları için, her bir mağaza cirosunun ve toplam cironun yeterliliğini kontrol gibi konular için resmen bir harita verilmiş çalışanlara.

Bu örnek çok rakamsal geldiyse daha soyut örneklere bakalım. Hatırlayanlarınız olacaktır, Xerox firmasının logosunun altında ayrılmaz bir slogan yazardı eskiden: “The document company”. Son yıllarda hiç görmüyoruz bunu çünkü ikide bir çıktı almak, ihtiyaç olmadığı zamanlarda bile kağıt tüketmek artık kabul gören bir felsefe değil. Xerox bunu çok önce farketmiş olacak ki hem sloganı artık kullanmıyor, hem de faaliyet konusunu doküman yönetimine çevirdi epeyce bir zamandır. Şartlara göre değiştirilen vizyona şahit oluyoruz!

80’li yıllarda Oracle’dan bir veri tabanı sunucusu alsaydınız muhtemelen iş yerinize bunu kurdurur, arıza olmadan çalışması için gerekli soğutma, altyapı, donanım masraflarını üstlenirdiniz. 90’ların başında, belki bizler daha farkında değilken Oracle çalışanlarına “gelecek internette, yatırımlarımızı buna göre yönlendireceğiz” dedi. Sonrasında da bulut bilişime yatırım yaptığını görüyoruz. Yani her 10 yılda veya benzer sürelerde dünya, iş hayatı ve teknoloji öyle bir değişiyor ki sizin kurum olarak vizyonunuzu, yönünüzü ve iş yapış şeklinizi değiştirmemeniz sözkonusu olamıyor. Son olarak yine yerli örneğe bakalım. Opet bir akaryakıt firmasıyken onu ilk ne ile hatırlıyorsunuz diye sorsak tahminen “temiz tuvaletleri, çevreye duyarlılığı” gibi maddeler sayarsınız. Opet’in vizyon cümlesinde “ülkemizde eğitime, sağlığa, çevreye ve tarihi değerlerimize sahip çıkarak...” şeklinde bir bölüm var. Firmanın yönü vizyonuna göre belirlendiği için reklam kampanyalarında, mesajlarında hep bu tema mevcut. 5-10 yıl sonra Opet “akaryakıt kalitesi”ni veya yeni bir faaliyet alanı olarak “Opet Motelleri”ni öne çıkaran reklamlar yapabilir mi? Elbette yapar. Günün şartlarına göre revize edilen vizyon bunu gerektirmişse neden olmasın?

Vizyona ulaşmak için vizyonu amaçlara, amaçları da hedeflere bölmek gerekir. Bu ikisi de fazlaca karıştırılan kavramlardır, ancak bu başka bir yazının konusu... buraya kadarki sabrınız için teşekkür ederim.

Baler.