Tanıştırayım: 3 Doors Down

“Ukalalığın gereği yok Baler, zaten biliyoruz!” diyenleri bir tarafa, “memnun oldum” diyenleri diğer tarafa alayım lütfen. İki gruba da söyleyeceklerim var zira. Bir delilik yapıp 15 Haziran – Brüksel konserlerine gittik abilerin. Baktık bize gelecekleri yok, daha da bekletmeyelim, bu kavuşmayı yaşayalım dedik 6 kişi. Ne iyi ettik bu güneyin kendisi de, müziği de güzel adamlarını sahnede görerek...

Her konser yazısında yaptığım gibi size setlist.fm’den gönderirim neler çaldıklarını diyerek not almadım, bu sefer de setlist.fm’in gıcıklığı tuttu! Kimse yazmamış Brüksel setlist’ini. En yakın olarak 2 gün sonraki Tilburg’u bulabildim, ama bazı parçalar ve yerleri şüphe uyandırdı bende. Mesela It’s Not My Time’ı kesinlikle üçüncü sırada çalmadılar, daha ortalarda çaldılar fakat takılmayalım, bunu doğru kabul edelim, gerçeğe çok yakın: http://www.setlist.fm/setlist/3-doors-down/2013/poppodium-013-tilburg-netherlands-63d9c6d3.html

truck300Grubun elemanlarının tanıtımına ve genel konser tavırlarına geçeceğim, aralarda da doğru kabul ettiğimiz setlist’e göre parça dinleriz yazıyı okurken. Tabii sağ klik yapıp “yeni sekmede aç” diyerek dinlemeniz lazım ki bir yandan yazıyı okumaya devam edesiniz. Böyle olunca konsere gitmiş gibi oluyor, sizin adınıza oturduğum yerden keyifleniyorum :) Hemen açılış parçası ile başlayalım, setlist ne kadar değişirse değişsin, açılış parçaları hep son dönem hitleri olan Time Of My Life oluyor belli ki: http://www.youtube.com/watch?v=tHWacLkD6PE

İlk davulcu, solist Brad Arnold’ın kendisiymiş ve ilk albümün (Better Life) davullarını o çalmış. Sonra aradaki turne davulcularını atlıyorum ve şu anki kadrolu davulcu, gittiğimiz konserde de çalan Greg Upchurch’ü size takdim ediyorum, bakın benim 3DD ilk 5’ime giren parçalardan biri olan Duck And Run’ı nasıl çalmış: http://www.youtube.com/watch?v=JH6YPo0InEs  Hemen bu efsane parçanın kendisini de dinleyin lütfen, zaten konserde sıra ona geldi bu arada: http://www.youtube.com/watch?v=RLd4WWM31ZE

Basçıyla devam edelim, ne de olsa davul ve bas grupta hep kardeş gibidir, birlikte hapşırır, birlikte çok yaşa derler :) Bir süre sonratruck3002 senkopları birlikte hisseder, ikiz kardeş iletişimi geliştirirler. Kurucu basçı Todd Harrell’ın hikayesi biraz hazin. Kuruluştan itibaren senelerce hizmet etmiş 3DD kadrosuna ama önce ölümlü bir kazaya karışmış sonrasında da rehabilitasyona girmiş madde bağımlılığı için. Son yıllar çok iyi gelmemiş ona. Bütün bunların oluşu da yeni, Nisan ayının haberi, yani biz Brüksel’de, olaylardan 2 ay sonra seyretmişiz grubu. Kendisini seyrediyor olabilirdik ama kısmet genç Justin Biltonen’ı seyretmekmiş. O da güzel çaldı, ellerine sağlık diyoruz. Todd’a acil şifalar diliyoruz, geri dönerse seyrederiz, hem de belki TR’de seyrederiz. Buyurun bu arada, dinleyin bir yandan: http://www.youtube.com/watch?v=qpfhcljJ9bQ  Bu parça benim de söylemeyi çok sevdiğim, repertuarımızda yer alan bir parçaları.

Gitarcılardan Chris Henderson, Brad ile birlikte bilimum 3DD fotolarında yüzüne en aşina olduğumuz adam. Ya da bana öyle gelir hep bilmiyorum. Chris, 96’daki 3 kişilik grup kuruluşundan hemen sonra, 98’de katılmış ekibe ve o günden beridir kesintisiz devam ediyor çalmaya. İlk albüm olan Better Life’ta da yer almış. Konserde sol tarafta duruyordu, biz sağdaydık. Bu yüzden çok uzun inceleyemedim hareketlerini ve mimiklerini ama yaklaşık aynı yüz ifadesiyle konsere başlayıp bitirdi bu abi, kliplerde de hep öyle. Kötü bir şey olarak söylemiyorum bunu, çok sakin görünüyor ama gayet power çalıyor, arada birkaç gitar sapı hareketi falan yaparken de ifadeyi neredeyse hiç değiştirmiyor. Bu sakin görüntüsünün altında heyecanlı bir kişilik yatar mı, yatmaz mı bilemem. Lakin biz adamın kaşı gözü derken Chris bey konserde şu arpeji nefis şekilde girdi tahmin edersiniz... bire bir aynı sound ile: http://www.youtube.com/watch?v=DDK5qGlLT8s&feature=player_embedded

Grubun esas oğlanı, yani Brad dışında diyelim, Matt Roberts adlı gitarcılarıymış. Todd, Brad ve Matt kurmuşlar aslında grubu ve de ne talihsizlik ki Matt’i de 1 yıl ile kaçırmışız. Sağlık sorunları ile 2012’de ayrılmak durumunda kalmış. Yapılan basın açıklamaları karşılıklı olarak “onlar benim ailem” ve de “Matt bizim kardeşimiz, ne zaman dönerse kapımız sonuna kadar açık” şeklinde. İnşallah sorun her ne ise atlatır ve döner gruba diyoruz ancak yerine geçen kişi onu aratmıyor bence. Bu kişi de kim biliyor musunuz? Teknisyeni Chet Roberts :) Ben böyle hikayelere bayılırım ezelden beri. Önceki konserlerde hemen sahne arkasında Matt’in gitarlarını akortlayıp parça aralarında eline tutuşturan, sound check için kurulumunu falan yapan kişiden iyi kim bilebilir ki o grubun dinamiklerini? Gayet başarılı bir seçim olmuş, gitarcılığı de gayet yeterliymiş, onu da gördük sağolsun. Enerjisi de gruba yeni katılmaktan mıdır nedir, diğerlerinden epeyce yüksek maşallah! Bu arada soyadlar aynı olunca amca oğlu Chet falan mı dedim ama bir bağlantı yok sanırım. Roberts soyadı bizdeki Öztürk gibi bir şey sonuçta, telefon rehberinin yarısı Smith, diğer yarısı Roberts olsa şaşırmam...

Chet ve Chris şu parçayı çok fena, yani çok etkili ve güzel girdiler konserde birlikte: http://www.youtube.com/watch?v=2Ui_Q4qBDJY&feature=player_embedded Zaten çok severim bunu, ilk notalarıyla birlikte bağırmaya başladım. Etraf baktı ama utanmıyorum bundan, yine olsa yine yaparım! Her ne kadar “I’m a loser, sooner or later you know I’ll be dead” laflarının ilk bölümü hayat felsefem ile örtüşmese de ikinci bölümüne mi empati yapıyorum nedir, bu parçayı her duyduğumda gözüne fener tutulmuş tavşan gibi kalıyorum öylece. Hakkını vererek dinleyin lütfen.

Grubun eleman trafiği karıştıysa şu grafik epey kolaylaştırıyor işi, hemen paylaşayım. Kim ne zaman geldi, ne zaman gitti durumları Gantt şeması gibi özetlenmiş, iyi olmuş.

3DDgraph

brad400Son söz Brad’e kalsın, sesine bayıldığımın solisti. Meğer davulcu solistmiş kendisi, bilmiyordum. Davul ile birlikte söylemediği iyi oluyor bence, seyircinin biraz iletişime ihtiyacı vardır hep. Önde ve kendileriyle ilgilenen bir solisti tercih eder konsere gelenler. Gerçi sahnede atlayıp zıplamalı bir şov yapmıyor Brad, zaten yaptıkları müziğe çok yakışacağını da düşünmüyorum ama çok içten ve güzel diyalog kuruyor, çok samimi biçimde, defalarca teşekkür ediyor seyirciye. Sakin ama parçayı yaşayarak söyleyen bir tarzı var. Tam arzuladığım ve görmek istediğim solisti gördüm, çok mutluyum bu anlamda. Ayrıca kulak ve performans olarak da çok güzelmiş adamım, sadece Here Without You’da kısa süreli birkaç detonesini duydum, belki de sesi yorulmuştu artık, onun dışında gerçekten orijinal kayıt gibi söyledi her parçasını. Buyurun, hatırlayalım en meşhur hit’lerini:

http://www.youtube.com/watch?v=kPBzTxZQG5Q&feature=player_embedded

Çaldıkları 2-3 yeni parçaya çok vakıf değildim, henüz ezbere atamamışım ve ilk notasından tanır duruma gelememişim onları :) Ben böyle bir parçaya girdiklerini düşünürken bu sefer Aslı yanımda önce “dur bakayım?!” dedi ve sonra çığlık atıp zıplamaya başladı. Şaşırdım haliyle... ne münasebetmiş bir 3DD parçasını benden önce tanımak ve sevinmek şeklinde düşünüyorken, şöyle bir haykırış geldi kendisinden: “Megadeth çalıyorlaaaarrr, hem de taş gibi çalıyorlaarrr!”  http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=6gOI8OQao4U

Anlaşılmıştı durum :) Aslında konser öncesinde geçen yıllarda olduğu gibi setlist incelemesi yapsaydım buna hazırlıklı olurdum çünkü Symphony Of Destruction’ı hep Better Life’a bağlıyorlar belli ki. Yine öyle yaptılar. Lakin o huyumdan vazgeçtim ben, çalışarak gidince sürprizi kalmıyor konserin, zevki azalıyor. Bir de bu cover çalma meselesini That Smell’den tahmin etmem gerekirdi. Lynyrd Skynyrd’ın bu pek güzel parçasının hem orijinalini, hem de 3DD cover’ını sizlerle en sonda paylaşacağım, ama önce konserin bis parçasını da dinleyelim. İlk hit’leri olan Kryptonite gerçekten çok özel bir parça ve bizim repertuarımızdaki bir diğer 3DD parçası. Her seferinde büyük keyifle söylüyorum:

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=xPU8OAjjS4k

Ancienne Belgique çok büyük bir mekan değil. Bu yüzden sahneye kesinlikle çok uzak ve göremez bir yerde olamıyorsunuz. Henüz hiç denemediğim balkonları da var, muhtemelen orası da çok uygundur seyretmek için. Bu yüzden sevdiğiniz birilerinin konserinin orada olduğunu öğrenirseniz ve Brüksel’i denk getirme şansınız olabiliyorsa hiç sektirmeyin derim, zira mekan şehrin de ortasında (Anspach Laan), ulaşımı, girişi, çıkışı ve her şeyi süper kolay.

Bu benim için çok özel olan grubun, benim için pek özel diğer grubun parçasını cover’laması ise şu şekilde cereyan etmiş: http://www.youtube.com/watch?v=JkeWTkN1BM4  Orijinaline olabildiğince sadık kalmışlar gördüğünüz, veya şu linkten göreceğiniz üzere: http://www.youtube.com/watch?v=Ix-ObS1NU0w

Büyüğe saygıda, dinleyiciye saygıda hiç hataları yok şüphesiz. Zaten yaptıkları rock müzik de benim gözümde hatasız, dinlemeyi en sevdiğim türden...

Baler.