MR. A-Z

19 Temmuz’da, Bahçeköy’deki Life Park adlı mekana geldi Jason Mraz. Çok da iyi etti birkaç sebepten, bana bir sürü şey öğretti. Bu kadar dinleyeni olduğunu ve özellikle genç kuşaktan bu kadar takdir gördüğünü bilmiyordum, öğrendim. Life Park çok güzel konser mekanıymış, bunu da öğrendim. Zaten ormanın ortasında, o kadar keyifli bir mekanda tek gitarla Akdeniz Akşamları çalsa bile dinleyebilirdim sanırım... Son olarak da, ziyadesiyle sade ve rafine bir müziği olduğu için konser performansı gerçekten de Akdeniz Akşamları düzeyinde mi olur acaba endişesi ile gitmiştim, nefis ve kalabalık bir orkestra ile ağzımın payını verdi, bunu da öğrendim, mutlu oldum.

2011’deki James Blunt konserine de tek akustik gitar ağırlıklı müzik diyerek, düşük beklenti ile gitmiştim. O da inanılmaz çıkmıştı, orkestra Mraz’da olduğu kadar zengin değildi ama James Blunt da bana çok güzel bir müzik akşamı yaşatmıştı. Aynen Mraz’da da öyle oldu, düşük beklenti ile gitmek en iyisi galiba :) Ne gelse mutlu oluyorsun sonrasında!

Bu arada Jason Mraz’ın en favori parçalarını da bir yandan dinleyin. Önce I’m Yours gelsin:

http://www.youtube.com/watch?v=EkHTsc9PU2A

mraz2300Söz ağırlıklı bir müziği var Jason’ın. Bütün parçaları neredeyse tekerleme gibi. Bunu kötü anlamda yazmıyorum elbet, bilakis epey zor bir şeyi epey başarılı yapıyor. Jason’ın tek parçada söylediği sözleri bir sürü diğer müzisyen albüm boyunca söylemiyordur toplamda! Ezberlemek falan çok iş gerçekten. Bir de onları o besteyi yaparken doğru prozodi ile hecelere, notaya oturtmak, sonra sahnede hatasız söylemek... uff, cidden çok iş!

Müzik tarafına gelelim. Bayılıyorum! Çok tadında bir caz dokunuşu ile süslenen temelde pop-rock veya pop parçalar bence kategori olarak. Literatürde kesin milyon tane adı vardır “genre-tür” olarak onun yaptığı müziğin ama sofistike tanımlara hiç girmeyelim. Klasik gitarı boynuna asıp, onsuz yaşayamayıp, müziğine Jason Mraz kadar güzel yediren bir de Keziah Jones var bence ama bilenler bilir, onun tarzı apayrı. Bir klasik gitar eşliğinde, o tatlı ve yumuşak sesiyle, saatlerce kendini her insanoğluna dinletir bence Jason Mraz.

Hemen toplamda 4 tane olan stüdyo albümlerinden tahminen en başarılısı olan “We Sing. We Dance. We Steal Things.”den bir parça daha geliyor size, bu da pek meşhur, Lucky:

http://www.youtube.com/watch?v=acvIVA9-FMQ

Konser albümü ve toplama albümlerinin sayısı daha fazla Jason’ın. Bu arada tam benim kafadan bir albüm ismi koymuş ki, pes! Hastası olmuştum ilk öğrendiğimde, zaten yazıya da başlık yaptım :) Ben de soyadı ile yaklaşık aynı şekillerde oynayan bir adam olduğum için fazladan takdir ettim belki, bilemiyorum. “MR. A-Z” süper değil mi? :) Bay A’dan Z’ye biliyor bu işi...

mraz1600

Hemen konuyu çok sevdiğim dolunaya getireyim ve yumuşak bir geçişle diğer parçaya doğru yol alalım. Benim favori Mraz parçam bu albümde, Bella Luna. Net bir iddiada bulunacağım şimdi. Yeryüzü müzisyenleri arasında (gökyüzü ve uzaydakileri bilmem) dolunaya en takık ve onunla ilgili en güzel besteleri yapan adam Sting’dir şüphesiz. Zaten onu herkesten ayrı bir yere koyduğumu her fırsatta belirtiyorum ama inanın bu teşhisi o yüzden söylemiyorum. Sister Moon’da “in your blue blue shadow, I will hide” der mesela. Siz dolunayın ışığının gerçekten de mavi olduğunu bilir misiniz? Muhtemelen bilemezsiniz çünkü etrafta şehir ışığı varsa mavisini algılayamazsınız, dağ başında falan beyaz bir yüzeye bakmanız gerekir. Lakin Sting bilir elbet... Ondan sonra Moon Over Bourbon Street mesela... ya da Sting’in neredeyse her üç parçasından birinde kullandığı moonlight, moon lafları. Biraz da Sting etkisi olabilir, ben de bestelerimde dolunay kelimesini epeyce kullanmış buluyorum kendimi, hoşuma da gidiyor bu durum.

Şimdi konuyu Jason’a bağlayalım artık... Bütün bunlardan bahsetme sebebim, ortalıkta bu kadar “moon” ithafı varken, Sting gibi bir yarı tanrı konuyla ilgili harika parçalar yapmışken çok iddialı olabilir ama dolunay ile ilgili yapılmış en güzel parça Bella Luna olabilir diye düşünüyorum. Moon River’lar (Sinatra), Moon Dance’ler (Van Morrison) falan da dahil... Doğrudan aya yazılmış bir aşk şarkısı, kimseye değil... ve inanılmaz! Radyoda ilk duyduğumda arabayı sağa çekmiştim, çok iyi hatırlıyorum. “Oğlum bu neee?” diye kendime beş kere sormuştum, dinlediğim şeye inanamamıştı kulaklarım bir dolunay delisi olarak. Bu olağanüstü parça, çok yaratıcı isimli MR. A-Z albümünün 7. parçasıdır Jason’ın. Lütfen en az üç kere üstüste dinleyin ve bu parçayı hayatınıza kazandırın. Konserde bekledim bekledim bunu çalmadı ama vicdansız :(

http://www.youtube.com/watch?v=cuSxfx9bNqo sözlerinin olduğu versiyon, bir yandan incelersiniz.

Neler çaldığını yine malum siteden paylaşayım sizlerle: http://www.setlist.fm/setlist/jason-mraz/2013/life-park-istanbul-ataturk-turkey-5bc6a3f8.html

Konserde, sağolsun yeryüzünde tanımlı bilimum müzik aletlerinden kullandı herhalde Jason. Keman akordiyon, flüt, perküsyon, bir sürü pirinç... 10 kişilik bir orkestraydı eğer yanlış saymadıysam. Ayrıca hem kendisi, hem her bir müzisyeni neredeyse her parçada alet değiştirdiler. “En az 3 alet!” demiş sanırım orkestraya kabul sınavında Jason, herkes komple müzisyendi maşallah. Yahu o adam az önce akordiyon çalmıyor muydu, ukulele nereden çıktı falan oldum her seferinde. Bir süre sonra da kafayı yemeyi bırakıp zevk almaya baktım, madem kaçınılmaz... değil mi?

Velhasıl-ı kelam öyle güzel ambiyans ve müziğin üzerine Jason’ın hem nefis yorumu, hem de aralarda yaptığı konuşmalar iyice keyiflendirdi bizi. Parklarınızı, ağaçlarınızı ve özgürlüğünüzü korumanızı destekliyoruz, aktivitelerinizin farkındayız ve yanınızdayız türünde laflar sarfetti ve büyük alkış aldı haliyle. Olayın farkında olarak gelmiş, dersini çalışmış güzel adam. Biz de hakettiği alkışı esirgemedik kendisinden. Yine gelse yine giderim, büyük keyifle dinler, yine çok alkışlarım Jason Mraz’ı. Ancak bu sefer Bella Luna da isterim, çalmazsa da konser sonrası kulise dalarım, iki çift lafım olur kendisine diye düşünüyorum. Bu kadar insafsızca güzel parça yazıp konserde çalmamak olur mu?

Baler.