Müzikte Yaratıcılığı Tetikleyen Faktörler

Hep merak etmişimdir bunu. Müthiş besteler duyarım küçük yaşlarımdan beri, her seferinde “vay be” derim içimden “ne olmuş da bu adam bu parçayı yazmış?”. “Nasıl bir olaya maruz kalmış? Aşk acısı mı çekmiş? Çok sevdiği birisini mi kaybetmiş? Olan birşeye çok ama çok mu sevinmiş?”… Bu sorulara cevap bulabilmek için sevdiğim müzisyenlerin demeçlerini, röportajlarını falan okudum hep bugüne kadar.

Tam olarak cevaplayan çıkmadı yıllardır, sadece nasıl beste yaptıkları ile ilgili bazı ipuçları bulabildim. Mesela aklımda kalan bir tanesinden öğrendiğim kadarıyla benim adam, yani Sting, üzerinde uğraştığı bir bestesini eğer hoşlanmadığını hissederse tamamlamıyormuş. Eğer tamamlarsa da mutlaka albümüne koyuyormuş, kenarda bekletemiyor, bu konuda gayet aceleci davranıyormuş. Bir gün The Boss onu çağırdığında (Springsteen yani) çok hayret ettiği bir durumla karşı karşıya kalmış mesela. Bruce ona demiş ki “kenarda bekleyen 60 tane parçam var, albüm çıkarmam gerekiyor, hangilerini koyayım albüme? Seçmeme yardımcı olur musun?”. Bizimki koskoca Springsteen’in bu şekilde albüm yaptığını öğrenince çok şaşırmış. Buradan da anlıyoruz ki her yiğit farklı yiyor bu yoğurdu! Tek doğrusu yok, kime nasıl doğru geliyorsa…

Peki durduk yerde mi çıkıyor bu besteler? “Acının her türlüsü” eğer bir faktörse ben bunu yaratıcılık tetikleyicisi olarak değil, üretkenlik tetikleyicisi olarak değerlendiririm mesela. Acı çektiğiniz dönemlerde daha üretken olursunuz. O kesin! Aşk, ayrılık vb. acısı çekerseniz aşka lanet eden besteler yaparsınız, başka türlü acı çekerseniz hayata lanet edersiniz ama her durumda makina gibi üretirsiniz. Cidden üretkenliği arttırdığını düşünüyorum acının. Lakin çok yaratıcı veya güzel beste olabilir – olmayabilir onlar, “ağlak slow”lar olur muhtemelen :) Belki sıradan, belki çok iyi, bilinmez… Normal zamandan iki – üç kat fazla üretebilirsiniz böyle dönemlerde. Bunu sadece acıya bağlamamak lazım, “ekstremler”de diyelim. Normal ruh halinizi terkettiğinizde, yani mutluluğa veya üzüntüye doğru fazlaca gittiğinizde hemen beste kanalları açılıyor vücutta :) Mutluluğun fazlasında çoğu zaman beste yapmak yerine parti vermek veya gidip ıslatmak alternatifleri kazanabilir ama neyse, karıştırmayalım…

Üretkenlik ile yaratıcılığı ayırt edersek, yaratıcılığı artıran faktörler nelerdir peki? Aklımdaki sırayı paylaşayım:

  1. Maddeler (alkol de dahil!)
  2. Homoseksüellik
  3. Yalnızlık (acı da dahil!)

 

İlginç bir liste değil mi? Bu listeyle sıradan bir kişinin çok iyi beste yapmasını sanki imkansız buluyor gibiyim. Öyle düşünmeyin, elbette kimden ne eser çıkacağı belli olmaz. Ancak senelerdir yaptığım gözlemlerde bu faktörlere maruz kalan, bu özelliklere sahip kişilerin bestelerinde inanılmaz yaratıcı ögelere rastladım hep. Gerçekten çok kaliteli işler çıkabiliyor bunların etkisiyle ve az buz miktarda çıkmıyor, bayağı üretken de oluyorlar.

Yaratıcı beste yapmak için illa ki bağımlı olmaya gerek yok elbette. Dikkat ederseniz bağımlılık düzeyi gerekmediği için madde bağımlılığı yazmadım. Ancak her ne zıkkım kullanıyorlarsa onun etkisi altında normal beyin fonksiyonları ile düşünemediğimiz şeyler düşünüyorlar. Bilmem kim golden shot yaptı, diğerinin organları iflas etti diye duyduklarımızın çok güzel parçaları oluyor hep. Belli ki meret işe yarıyor… Ama farklı iki nota, iki satır söz daha düşünmek için hayatımı o şekilde maymun etmeye OK değilim, açık söyleyim. Geçiniz dolayısı ile… Tam tersi olarak, arada bir, gün batımına karşı içilen bir şarabın veya biranın yaratıcılık üzerindeki etkisini de hiç inkar etmem, ettirmem! :) Çoğu zaman aklımda dolanan yarım bir melodi veya söz, o sihirli biradan bir yudum alınca şıp diye tamamlanır. Hatta daha iyisi gelir, aklıma ilk gelenden vazgeçerim, o derece :)

İkinci faktör gay’lik. Ne kadar duygusal, hassas, kibar, düşünceli, nazik, iyi niyetli olabiliyorlar… Bunları zaten gözlemliyorum sürekli. Bunun üzerine bir de yaratıcılık ekleniyormuş meğer! Parçalarına bayıldığım onlarca kişi gay çıktı bugüne kadar. Heterolar niye bu kadar yaratıcı olamıyor? Bu soru sanırım hep kurcalayacak aklımı :)

Yalnızlık adlı üçüncü faktör tek başına yalnızlık acısını veya terkedilmişliği ifade etmiyor. Bunlar içinde gizli olabilir, çok etkileyebilir ama yalnızlık bir tercih de olabilir. Senelerdir aşk acısı çekmemiş, senelerdir terkedilmemiş birisi de çok yaratıcı olabiliyor. Bence yalnızlıkta çok önemli olarak bir konsantrasyon faktörü var! Olayı bu özetliyor. Adı üstünde, yalnızsın işte.. otur beste yap, işin ne? :) Bütün benliğini, aklını, zamanını eserine vakfet. Yalnızlık bu yüzden adı ayrıca konulması gereken, kuvvetli bir yaratıcılık ve aynı zamanda üretkenlik tetikleyicisi.

Aklımdakiler bu kadar… Sadece müzik adına bir değerlendirme yapmaya çalıştım. Sanatın bütün dalları için genellersem çok doğru olmaz. Acaba bir ressam tuvalin karşısına geçince neler hissediyor? Meşhur writers’ block neden oluşuyor, nasıl atlatılıyor? Film çekmek veya senaryo yazmak için doğru ruh hali nedir? Bilemiyorum bütün bunları… Onları da siz yazın, benim ufkum genişlesin. :)

Not: Konu senelerdir aklımda dolaşıp dururken bir vesile ile hatırlatıp yazıya dökmeme sebep olan Kartal Mutlu Ataç’a teşekkürler.

 

Baler.